Kemalist İdeolojinin İnsan ve Toplum Anlayışı

Dinamik Kemalist Devlet Modeli içinde “2. İnsan ve toplum anlayışı” henüz geliştirilmemiş, yalnızca sonraki aşama başlığı olarak belirtilmiş. Bu nedenle aşağıdaki bölüm, belgedeki 10 aksiyomun mantığını bozmadan onun devamı olacak şekilde geliştirdiğim teorik çerçevedir.

2. İnsan ve Toplum Anlayışı

Dinamik Kemalist ideolojinin insan ve toplum anlayışını şu temel önermeyle kurabiliriz:

İnsan, akıl ve öğrenme kapasitesine sahip özgür bir yurttaştır; toplum ise eşit yurttaşların ortak tarih, ortak vatan, ortak kurumlar ve ortak gelecek iradesi etrafında oluşturduğu dinamik bir bütündür.

Bu anlayışta ne insan devlet karşısında silinir ne de toplum birbirinden tamamen bağımsız bireylerin toplamına indirgenir.

Belgedeki “eşit yurttaşlık, bilim, eğitim, liyakat, ortak siyasal aidiyet ve sürekli çağdaşlaşma” ilkeleri böyle bir insan modelinin temelini zaten oluşturmaktadır.

2.1. İnsan: Tebaa değil yurttaş

İlk ayrım burada yapılmalıdır:

Tebaa → otoritenin nesnesidir.

Yurttaş → Cumhuriyetin öznesidir.

Belgedeki milli egemenlik aksiyomunda siyasal egemenliğin kaynağı millet olarak tanımlanıyor ve hiçbir kişi, hanedan, sınıf veya dini otoritenin millet iradesinin üzerine çıkamayacağı belirtiliyor. Cumhuriyet de milli egemenliğin kurumsallaşmış biçimi olarak tarif ediliyor.

Dolayısıyla bizim modelimizde birey:

  • devlete körü körüne itaat eden kişi değildir,
  • geleneksel otoritelerin tebaası değildir,
  • doğuştan gelen statülerle tanımlanmaz,
  • hakları ve sorumlulukları bulunan bir Cumhuriyet yurttaşıdır.

Buradan önemli bir sonuç çıkar:

Devlet yurttaşı üretmez; yurttaşların ortak siyasal iradesi devleti meşrulaştırır.

2.2. İnsan doğası: Sabit değil geliştirilebilir

Bu model insanı değişmez ve tamamlanmış bir varlık olarak görmez.

İnsan:

eğitim → bilgi → deneyim → eleştiri → yeniden öğrenme

süreci içerisinde gelişebilir.

Bu nokta belgedeki Eğitim ve Liyakat Aksiyomu ile doğrudan uyumludur.

Belgede Cumhuriyetin gerçek sermayesinin nitelikli insan gücü olduğu belirtiliyor ve ilişki şu şekilde kuruluyor:

Eğitim → İnsan sermayesi → Bilim → Teknoloji → Üretim → Refah

Bunu insan teorisi bakımından genişletirsek:

Birey₀ → Eğitim → Akıl → Bilgi → Yetenek → Üretim → Toplumsal katkı → Birey₁

elde ederiz.

Buradaki Birey₁, başlangıçtaki kişinin daha gelişmiş biçimidir.

Dolayısıyla Dinamik Kemalizm açısından eğitim yalnızca meslek kazandırma sistemi değildir. Aynı zamanda özgür yurttaş yaratma mekanizmasıdır.

2.3. Akılcı insan, fakat yanılmaz insan değil

Kemalist insan modelini “tamamen rasyonel insan” üzerine kurmak doğru olmaz.

İnsan hata yapabilir. Yanlış bilgiye inanabilir. Toplumsal alışkanlıklardan etkilenebilir.

Asıl Kemalist özellik insanın yanılmazlığı değil:

Yanlışını akıl, bilim, deneyim ve eleştiri yoluyla düzeltebilme kapasitesidir.

Bu, belgedeki Bilimsel Gerçeklik Aksiyomunun bireysel düzeye uygulanmasıdır. Belgede kamu politikalarının dogmaya göre değil gözlem, akıl, bilimsel yöntem ve sonuçlara göre değerlendirilmesi, veri değiştiğinde politikanın yeniden incelenmesi gerektiği söyleniyor.

Devlet için kurduğumuz mekanizma bireye de uygulanabilir:

Bilgi → Deneyim → Sonuç → Eleştiri → Düzeltme ↺

Böylece devrimcilik yalnızca devlet kurumlarının değil, insanın zihinsel gelişiminin de ilkesi haline gelir.

2.4. Özgürlük ve sorumluluk beraber düşünülür

Modelde özgür insan sınırsız birey anlamına gelmez.

İnsan:

özgür + hukuka bağlı + topluma karşı sorumlu

bir yurttaştır.

Burada iki uçtan uzaklaşılır:

Aşırı bireycilik:

“Bireyin çıkarı dışında toplumsal sorumluluk yoktur.”

Aşırı kolektivizm:

“Bireyin değeri yoktur, yalnız toplum veya devlet önemlidir.”

Dinamik Kemalist yaklaşım ise:

Özgür birey + güçlü yurttaşlık + kamusal sorumluluk

üçlüsünü kurar.

Yani birey özgürdür fakat Cumhuriyeti oluşturan diğer yurttaşların eşit özgürlüğünü de tanır.

2.5. Eşitlik: Sonuç eşitliği değil başlangıç koşullarının düzeltilmesi

Burada önemli bir ayrım yapıyoruz.

Dinamik Kemalist toplum anlayışı:

Herkes aynı gelire sahip olsun

iddiasına dayanmaz.

Belgenin Halkçılık ve Sosyal Adalet bölümünde amaç açıkça “herkesi ekonomik olarak aynılaştırmak” değil, başlangıç koşullarındaki aşırı eşitsizliği azaltmak şeklinde belirtiliyor. Ayrıca eğitim, sağlık, sosyal destek ve fırsat eşitliği üzerinde duruluyor.

Dolayısıyla:

Hukuki eşitlik + fırsat eşitliği + liyakat

birlikte çalışmalıdır.

Bunu şöyle kurabiliriz:

Doğuştan ayrıcalık ↓

Eğitime erişim ↑

Fırsat eşitliği ↑

Liyakat ↑

Toplumsal hareketlilik ↑

Burada Halkçılık ile Liyakat arasında çok önemli bir bağ ortaya çıkar.

Halkçılık yarışın başlangıç koşullarını adilleştirir.

Liyakat ise ilerlemeyi yetenek, eğitim, emek ve başarıya bağlar.

Belgede de toplumsal yükselmenin belirleyicilerinin aile, servet veya ayrıcalık değil; eğitim, yetenek, çalışma ve başarı olması gerektiği belirtiliyor.

2.6. Toplum anlayışı: Sınıfsızlık değil ortak yurttaşlık

Dinamik Kemalist model toplum içinde farklı ekonomik grupların, mesleklerin, yaşam biçimlerinin ve düşüncelerin bulunabileceğini kabul eder.

Ama bunlardan hiçbirinin devlet üzerinde doğuştan veya mutlak siyasal egemenlik hakkı yoktur.

Temel siyasal statü:

işçi, patron, çiftçi, memur, zengin, yoksul olmaktan önce yurttaşlıktır.

Böylece toplum:

farklı bireyler + farklı toplumsal kesimler + eşit yurttaşlık + ortak Cumhuriyet

biçiminde düşünülür.

Bu nedenle Halkçılık, toplumsal farklılıkları yok etmek yerine onların üzerinde ortak yurttaşlık düzlemi oluşturur.

2.7. Millet anlayışı

Burada insan teorisi toplum teorisine bağlanıyor.

Belgedeki Yurttaşlık Temelli Milliyetçilik Aksiyomunda millet:

ortak siyasal aidiyet ve ortak gelecek iradesi taşıyan yurttaşlar bütünü olarak tanımlanıyor. Milliyetçilik de dışlayıcılık yerine ulusal birlik, bağımsızlık, ortak vatan ve ortak sorumluluk bilinciyle ilişkilendiriliyor.

Bu nedenle modelimizde:

Millet = yalnız soy bağı değildir.

Daha geniş yapı:

Ortak vatan + ortak yurttaşlık + ortak siyasal kurumlar + ortak tarih bilinci + ortak gelecek iradesi

şeklinde düşünülebilir.

Böylece milliyetçilik ile halkçılık çatışmaz:

Milliyetçilik → ortak aidiyeti

Halkçılık → aidiyet içindeki eşitliği

sağlar.

Bu ikisini birbirinden kopardığımızda sistem bozulur.

2.8. Laik insan ve vicdan özgürlüğü

Dinamik Kemalist insan modeli insanın inanç alanını ortadan kaldırmaz.

Tam tersine belge:

“İnanç bireyin özgürlük alanıdır.”

ilkesini benimser ve devletin farklı inançlar ile inançsızlık karşısında yurttaşlık eşitliğini korumasını öngörür.

Dolayısıyla laiklik:

dinsizlik dayatması değildir.

Model açısından laiklik:

Vicdan bireye → hukuk herkese aittir.

Birey istediği inanca sahip olabilir veya hiçbir inanca sahip olmayabilir.

Ancak devletin karar mekanizmasının ortak dili:

akıl + bilim + seküler hukuk

olmalıdır. Bu çerçeve belgede Laiklik ve Akıl Aksiyomunun temelini oluşturuyor.

2.9. Devlet-insan ilişkisi

Burada teorinin kritik noktalarından birine geliyoruz.

Devlet bireyin efendisi değildir.

Ama devlet yalnızca gece bekçisi de değildir.

Devletin temel görevi yurttaşın kapasitesinin gelişebileceği altyapıyı oluşturmaktır:

hukuk + güvenlik + eğitim + sağlık + bilim + ekonomik altyapı + fırsat eşitliği

Devlet bireyin yerine yaşamamalıdır.

Bireyin yaşayabileceği, üretebileceği ve gelişebileceği koşulları oluşturmalıdır.

Bu nedenle ilişkiyi:

Devlet → güçlü insan

değil,

Cumhuriyet kurumları ⇄ güçlü yurttaş ⇄ güçlü toplum

şeklinde çift yönlü kurmak daha doğru olur.

2.10. Toplum statik değildir

Belgenin belki de en özgün tarafı burada toplumsal teoriye taşınabilir.

Belgede Kemalizm:

“değişmez temel amaçlar + koşullara göre değişen yöntemler”

olarak kuruluyor ve Devrimcilik diğer ilkelerin yeniden kalibrasyon mekanizmasına dönüştürülüyor.

Aynı mantığı topluma uygularsak:

Toplum(t) → değişim → yeni sorunlar → bilimsel analiz → kurumsal uyum → Toplum(t+1)

elde ederiz.

Dolayısıyla ideal Kemalist toplum, belirli bir tarihsel dönemin toplum biçimini sonsuza kadar koruyan toplum değildir.

Kendi temel değerlerini koruyarak kendisini yenileyebilen toplumdur.

Bu son derece önemli bir ayrımdır.

Değişmeyen:

Cumhuriyet + bağımsızlık + egemenlik + laiklik + eşit yurttaşlık + bilim

Değişebilen:

kurumlar + eğitim yöntemleri + ekonomik araçlar + teknoloji politikaları + sosyal politika araçları

olur.

2.11. İnsan ve toplum modelinin ana denklemi

Bütün sistemi tek bir akışta birleştirirsek:

Özgür birey

↓

Bilimsel eğitim

↓

Akılcı ve eleştirel yurttaş

↓

Eşit yurttaşlık

↓

Liyakat

↓

Üretken toplum

↓

Ortak milli aidiyet

↓

Güçlü Cumhuriyet

↓

Bağımsızlık

↓

Çağdaşlaşma

↓

Yeniden eğitim ve kurumsal kalibrasyon ↺

Böylece doğrusal değil geri beslemeli bir toplum modeli ortaya çıkıyor.

Belgenin genelindeki devlet döngüsü de millet, egemenlik, Cumhuriyet ve hukuk, bilim ve laiklik, eğitim ve liyakat, üretim ve teknoloji, ekonomik bağımsızlık, sosyal refah ve yeniden kalibrasyon arasında benzer bir geri besleme ilişkisi kuruyor.

Kısa teorik formül

Bence Dinamik Kemalist Devlet Modeli içindeki “2. İnsan ve Toplum Anlayışı” bölümünün ana aksiyomu şu cümle olmalı:

İnsan akıl, eğitim ve özgürlük yoluyla kendisini geliştirebilen eşit bir Cumhuriyet yurttaşıdır. Toplum ise bu özgür ve eşit yurttaşların ortak vatan, ortak hukuk, dayanışma, üretim ve ortak gelecek iradesiyle oluşturduğu dinamik bütündür. Devletin görevi bireyi yönetilecek bir tebaa haline getirmek değil, özgür yurttaşın kapasitesini geliştirecek hukuki, bilimsel, eğitsel ve ekonomik koşulları kurmaktır.

Böyle kurarsak 2. madde, sonraki 3. Devlet Teorisi için de sağlam bir temel oluşturur: önce insanın ne olduğunu, ardından toplumun nasıl oluştuğunu, sonra da bu insan ve toplum için devletin neden var olduğunu ve sınırlarının ne olması gerektiğini tanımlamış oluruz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir